Viladimir İliç Lenin
Platonik Enternasyonalizmin Çöküşü


21 Mayıs 1915

Sotsial-Demokrat, n° 42.
V. İ. Lenin, Collected Works, vol. 21, s. 194-198. [Türkçesi: Lenin: Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları, Sol Yayınları, Ekim 1993, İkinci Baskı, s: 178-183]

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyay@kurtuluscephesi.org









      EĞER kendi enternasyonalizminin ciddiye alınmasını istiyorsa, Naşe Slovo'nun, hiç değilse belli bir programla ortaya çıkması gerektiğini daha önce belirttik (Sotsial Demokrat, n° 41'e bakınız). Sanki bizi yanıtlıyormuşçasına, Naşe Slovo, n° 85'te (Mayıs 9), Paris'teki yazıkuruluyla yazarlarının yaptığı toplantıda kabul edilen bir kararı yayınladı. İlgili açıklamada, "yazıkurulunun iki üyesi, kararın genel içeriğiyle görüş birliğinde olmakla beraber, partinin Rusya'daki iç siyasetine ilişkin örgütsel yöntemler konusunda karşı görüşte olduklarını belirten bir not sunacaklarını belirttiler." deniyor. Bu karar, siyasal şaşkınlığın ve beceriksizliğin en [sayfa 178] dikkate değer belgelerinden biridir. Kararda, enternasyonalizm sözcüğü birçok kez yineleniyor; "sosyalist ulusalcılığın her türlüsüyle hiçbir ideolojik bağlılık içinde bulunulmadığı" belirtiliyor; Stuttgart ve Basle kararlarından alıntılara yer veriliyor. Niyetler çok halis, hiç kuşku yok, ama - kapitalizmin düşmanı olmak için nasıl ki, kapitalist sömürünün bütün türlerinin tam bir listesine sahip olmak gereksiz ve olanaksızsa, sosyal-ulusalcılığın yaşayan "bütün" türlerinden "tam bir" ayrılık da olanaksız ve gereksiz olduğundan, bu yalnızca bir laftır. Oysa sosyal-ulusalcılığın bellibaşlı türleriyle, örneğin Plehanov'unkiyle, Potresov'unkiyle (Naşe Dyelo), Bundunkiyle, Akselrod'unkiyle ve Kautsky'ninkiyle açık ve hiçbir yanılgıya yer bırakmayacak bir çizgiyle ayrılmış olmak gerekli ve olanaklıdır. Karar çok fazla vaadde bulunuyor, ama hiçbir şey vermiyor; bütün türlerle tam bir ayrılık tehdidini savuruyor, ama hiç değilse bellibaşlı türleri açıkça, adlarını vererek anmaktan korkuyor.
      Britanya parlamentosunda, bir üyeyi adıyla anmak kabalık sayılır. Hangi çevredense, o çevrenin "soylu lordu"ndan ya da "sayın üye"sinden sözedilir. Bu Naşe Slovo mensupları ne de İngiliz hayranıymış, ne de çıtkırıldım diplomatmış meğer! Okurlarına, düşüncelerini saklayan formülleri sunarken, çok nazikler ve sorunun özünden büyük bir zarafetle sıyrılıveriyorlar. "Devrimci enternasyonalizmin ilkelerini ... uygulayan" bütün örgütlerin "dostluğu"ndan (Turgenyev'in karakterlerinden birinin deyişiyle "canlı Guizot")[84] sözediyorlar, ama bu ilkeleri uygulamayanlara "dostluk" gösteriyorlar.
      Naşe
Slovo'cuların, ne kadar çok ciddiyetle ilan ederlerse, uygulamaya o kadar az istekli ve o kadar az muktedir oldukları "ideolojik ayrılık" sosyal-ulusalcılığın kökeninin nerede olduğunu, gücünün kaynağını ve onunla savaşın yollarını pek iyi gösteriyor. Sosyal-ulusalcılar, sosyal-ulusalcı olduklarım söylemezler, kendilerine bu adı vermezler. Takma bir adın ardına gizlenmek, emekçi yığınları aldatmak, oportünizmle olan bağlantılarının izlerini örtmek, ihanetlerini, yani işin aslında burjuvazinin yanında yer almış, hükümetlerle ve genel kurmaylarla ittifak kurmuş olmalarını saklamak için kırk büklüm olurlar, olmak zorundalar. Bu ittifak [sayfa 179] temeline dayanan, önemli noktaları denetleyen sosyal-ulusalcılar, sosyal-demokratlar arası "birlik" çığlığını atmakta, oportünizme karşı duranları bölücü eğilimler taşımakla suçlamakta başı çekiyorlar. Örneğin Alman Sosyal-Demokrat Partisi yönetim kurulunun (Vorstand) yayınladığı ve gerçek bir enternasyonalizmden yana olan gazeteleri - Lichtstrahlen[85] ve Die Internationale[86] hedef alan son resmi genelgesini düşünün. Bu gazeteler devrimciler arasında "dostluk"tan ya da "sosyal-ulusalcılığın her türüyle tam bir ayrılık"tan sözetmek zorunda değildiler; ayrılıktan hemen sonra ortaya çıktılar ve öyle bir yolda davrandılar ki, oportünistlerin "her türlüsü" çılgınca feryatlar attı, böylece de okların nasıl tam hedefi bulunduğunu tanıtladı.
      Peki ya Naşe Slovo?
      Bu gazete, bir yandan sosyal-ulusalcılığa başkaldırıyor, ama burjuva akımının (Kautsky gibi) en tehlikeli savunucularının maskesini düşürmeyi başaramadığı için de bir yandan sosyal-ulusalcılığın önünde iki büklüm duruyor. Bu gazete oportünizme karşı savaş ilan etmiş değil, tam tersine, bu konuda susuyor. Bu gazete, sosyalizmi, yüzkarası yurtseverlik prangalarından kurtarmak için hiçbir adım atmamış, ya da adım atma niyetinde olduğunu göstermemiştir. Ne burjuvaziye yanaşanlardan kopmanın, ne de onlarla birleşmenin zorunlu olduğunu öne sürerek Naşe Slovo gerçekte oportünistlere teslim olmuştur; bu arada öyle ince bir harekette bulunmuştur ki, bu hareketiyle oportünistleri o korkunç öfkesiyle tehdit ettiği düşünülebileceği gibi, onlara el ettiği de düşünülebilir. Sol sözlerle ılımlı pratiğin karmasını çok iyi değerlendirmeyi bilen gerçekten becerikli oportünistler, Naşe Slovo'nun kararını yanıtlamak zorunda kalsalardı, büyük bir olasılıkla, yazıkurulundaki iki üyenin söylediğine benzer şeyler söylerler, yani kararın "genel içeriği"yle görüş birliğinde olduklarını belirtirlerdi (çünkü onlar sosyal-ulusalcı değildirler, oh hayır!); "partinin iç siyasetine ilişkin örgütsel yöntemler"e gelince, vakti gelince bu konudaki "karşı görüş"lerini sunacaklardır. Tavşanla birlikte kaçıyorlar, tazıyla birlikte kovalıyorlar.
      Ne var ki, Naşe Slovo'nun ince diplomasisi, iş Rusya'ya gelince iflas ediyor.
      "Önceki dönemin koşulları altında Rusya'da partinin [sayfa 180] birliğinin olanaksız olduğu görülmüştür" diyor Naşe Slovo'nun kararı. Bu sözler, emekçi sınıfı partisinin yasalcılıktan yana olan bir tasfiyeciler topluluğuyla birleştirilmesinin olanaksız olduğu görülmüştür, diye anlaşılmalıdır. Bu, tasfiyecileri kurtarmak amacıyla kurulan Brüksel blokunun çöktüğünün dolaylı yoldan itirafıdır. Naşe Slovo, bu çöküşü açıkça kabul etmekten, bu çöküşün nedenlerini işçilere açıkça söylemekten neden korkuyor? Blokun çöküşü, onun tüm üyelerince izlenen siyasetin yanlışlığını tanıtladığı için değil mi bu korku? Naşe Slovo, sosyal-ulusalcılığın (hiç değilse) iki "türü"yle, yani Brüksel blokunu ölümden sonra yeniden diriltme umudunu basına yaptıkları açıklamalarda dile getiren bundcularla ve hazırlık komitesiyle (Akselrod) "dostluğu"nu sürdürmek istediği için değil mi bu korku?
      "Yeni koşullar ... eski grupların etkinliğini yokediyor..."
      Doğru olan tam tersi değil mi? Tasfiyeciliği ortadan kaldırmak şöyle dursun, yeni koşullar, her türlü kişisel yalpalamalara ve cephe değiştirmelere karşın, tasfiyeciliğin asıl çekirdeğini (Naşa Zarya) sarsmadı bile. Bu çekirdek tasfiyeci oluşunun yanısıra bir de sosyal-ulusalcı haline geldiğine göre, yeni koşullar bu çekirdekle olan ayrılıkları daha da artırıp derinleştirdi. Naşe Slovo, çok tatsız bulduğu tasfiyecilik sorunundan kaçınıyor; yeni eskiyi baltalıyor, diye iddia ediyor, ama eski tasfiyeciliğin eli altındaki yeni alandan, sosyal-ulusalcılıktan sözetmiyor. Ne gülünç bir aldatmaca! Naşa Zarya için bir şey söyleyecek değiliz, çünkü artık o bir hiçtir; Naşe Dyelo için de bir şey söylemeyeceğiz, çünkü Potresov, Çerevanin, Maslov ve hempası, siyasal anlamda kundak çocuğundan farksızdırlar. Dinleyin bakın:
      "Daha önce ortaya çıkan hizipler ve hizip gruplarının, bugünkü geçiş döneminde bile, ileri işçilerin birleştirilmesinde, mükemmel olmasa da tek merkez (!) oluşu karşısında Naşe Slovo, enternasyonalistleri birleştirme çabalarının, gazetenin doğrudan ya da dolaylı biçimde, eski gruplardan birine teslim olmasını ya da gazetedeki yazarların eski gruplardan birine siyasal bakımdan karşıt olan ayrı bir grupla yapay olarak birleştirilmesini kapsamadığı görüşündedir."
      Bu ne demek oluyor? Nasıl anlaşılmalıdır? Yeni koşulların, eski grupları zayıflattığını gözönüne alarak eski grupları gerçek tek bir grup olarak tanıyorlar. Yeni koşulların, [sayfa 181] tasfiyeci ilkeler üzerinde değil, ama enternasyonalist ilkeler üzerinde yeni bir gruplaşmayı gerektirdiğini gözönüne alarak enternasyonalistlerin şu ya da bu yolda birleşmesini "yapay"dır diye reddediyorlar. Bu, siyasal iktidarsızlığın doruğudur!
      Enternasyonalizm hakkında 200 gün boyunca yaptığı propagandadan sonra Naşe Slovo, tam bir siyasal iflasa sürüklendiğini kabul etmiştir. Naşe Slovo en eski gruplardan birine "teslim olmayı" (Neden bu korku-dolu "teslim olma" sözcüğü? Neden "katılma", "destekleme", "dayanışma" değil?), ne de yeni grup yaratılmasını istiyor. Tasfiyeci gruplarda, eskisi gibi yaşamaya devam edeceğiz, diyor; bir yandan onlara "teslim olacağız", ama bir yandan da Naşe Slovo'yu avazının çıktığı kadar bağıran bir yafta olarak kullanacağız ya da onu, enternasyonalist lafebeliğinin yeşili bol bahçeleri boyunca uzanan bir gezi yeri gözüyle göreceğiz, diyor. Naşe Slovo'nun yazarları yazmaya, okurları da okumaya devam edecek.[87]
      İkiyüz günden beri bu insanlar enternasyonalistleri birleştirmekten sözediyorlardı. Sonunda hiç kimseyi, hatta kendilerini, yani Naşe Slovo yazıkurulu üyelerini bile birleştiremediklerini gördüler ve birleşmenin "yapay" olduğunu ilan ettiler. Potresov, bundcular ve Akselrod için ne teşvik, ne teşvik! Ve işçileri nasıl da ustaca kandırmak! Yüzeyden bakınca, gerçekten hiçbir hizbe kapılanmamış, eski, yıpranmış grupların üstüne çıkmayı bilmiş bir Naşe Slovo'dan gelen ve yankı yapan enternasyonalist sözler. Gerçekteyse "tek" birlik noktası, eski gruplardır.
      Naşe Slovo
'nun, şimdi itiraf ettiği ideolojik ve siyasal iflası bir raslantı değildir, güçlerin tuttuğu gerçek safları boş yere umursamamaya çalışmanın kaçınılmaz sonucudur. Rusya'daki işçi sınıfı hareketi içinde bu saflaşma, kendisini, tasfiyeci ve sosyal-yurtsever bağnaz eğilimin (Naşe Dyelo), Ocak 1912 konferansıyla yeniden canlandırılan,[88] dördüncü Duma için yapılan seçimlerde, işçilerin bulunduğu seçim çevrelerinde güçlenen, 1912-1914 arasında yayınlanan pravdacı gazeteler aracılığıyla pekiştirilen ve Dumada Rus sosyal-demokrat grubunca temsil edilen Marksist Sosyal-Demokrat İşçi Partisine karşı girişilen savaşımda ortaya koymuştur. Bu parti, "daha az burjuvaca olmayan bağnaz [sayfa 182] sosyal-yurtseverlikle dövüşerek, burjuva tasfiyecilik eğilimiyle savaşımını sürdürmüştür. Bu partinin, partimizin tuttuğu yolun doğruluğu, Avrupa savaşının büyük ve tarihsel deneyimiyle ve Naşe Slovo'nun zayıf, çelimsiz hiziplerüstü binbirinci birleştirme deneyimi çabasıyla doğrulanmıştır. Bu çaba tam bir bozgunla sonuçlanmış ve Bern konferansının "platonik" enternasyonalistlere ilişkin kararını (Sotsiyal- Demokrat, n° 40) doğrulamıştır.
      Gerçek enternasyonalistler, ne (tasfiyeci olduğunu işçilerden saklayan) eski tasfiyeci gruplarda kalmayı, ne de grupların dışında olmayı isteyeceklerdir. Gerçek enternasyonalistler bizim partimize geleceklerdir. [sayfa 183]


      Sotsial-Demokrat,
n° 42,
      21 Mayıs 1915
     
      Collected Works,

      vol. 21, s. 194-198.





Açıklayıcı Notlar


[84] Turgenyef'in Bakir Toprak adlı öyküsündeki S. Kasabasının kaymakamı kastediliyor. -179.
[85] Lichtstrahlen ("Işınlar").- Almanya'da sol sosyal demokratların (Almanya'nın enternasyonalist sosyalistleri) aylık yayın organı. 1913-1921 yılları arasında Berlin'de aralıklı olarak yayınlandı. Genel yayın müdürü J. Borhard'tı. -180.
[86] Die Internationale - Rosa Luxemburg'la Franz Mehring'in kurduğu dergi. Dergi Nisan 1925'te, Berlin'de yalnızca bir sayı yayınlandı. Dergi 1922'de Münih'te Futurus adı altında yeniden yayına başladı. /180.
[87] Saltikov Şçedrin'in Şuna Buna Mektuplar'ındaki birsöze, "yazmaz yazarın işidir, okurun işi okumaktır" sözüne değiniliyor. -182.
[88] Burada 5-17 (18-30) Ocak 1912'de Prag'da yapılan Altıncı (Prag) Tüm Rusya RSDİP konferansı kastediliyor. -182.



Sayfa başına gidiş